İnternette araştırma yaparken böyle bi listeyle karşılaştım, sizinle de paylaşayım dedim =)
“Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp a kimsenin hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez. Kusur örter.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
“Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
Nasıl oluyor da, Weberci sosyolojinin Batı’da modern devleti ortaya çıkmasında en önemli aşamalarından biri olarak yorumladığı bürokrasinin profosyonellerin eline geçmesi hadisesi, Osmanlı Devleti’nde gerçekleşince bir bozulma alametine dönüşebiliyor?
Not: Aklıma takılan böyle soruları, okudukça kafamda beliren soru işaretlerini sizlerle de paylaşıyorum ki belki birlikte bir çözüm yolu bulabiliriz, ya da belli mi olur, soruların içinde kaybolur gideriz. Ama ne olursa olsun sonuçta düşünür ve doğruya yöneliriz… =)
Tags: bürokrasi, osmanlı, Osmanlı'nın Kayıp Atlası, weber
“Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
“Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günü sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
“Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
“Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız, pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
“Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.”
Tags: aşk, elif şafak, Şems, şems'in kırk kuralı
Yeniçeri isyanları, kitaplarımızda neden hep olumsuz bir bakışla ele alınıyor ki ? Mesela Yavuz Sultan Selim‘i tahta geçirmek için isyan eden yeniçeriler değil miydi? Yavuz’u tahta geçirmek için isyan edince iyi de, III. Ahmed’i veya I. Mahmud’u tahta geçirmek için isyan edince neden “asi“ye çıkartalım adlarını? Hep “sonuca” göre mi karar vereceğiz tarihte? Yani sonuç kendi açımızdan olumlu ise iyi, olumsuz ise kötü, öyle mi? Bu “iyi” ye kim karar verecektir peki?
bkz: Mustafa Armağan, Osmanlı’nın Kayıp Atlası, İstanbul 2006, Ufuk Kitap, s. 60-61
Not: Aklıma takılan böyle soruları, okudukça kafamda beliren soru işaretlerini sizlerle de paylaşıyorum ki belki birlikte bir çözüm yolu bulabiliriz, ya da belli mi olur, soruların içinde kaybolur gideriz. Ama ne olursa olsun sonuçta düşünür ve doğruya yöneliriz… =)
Tags: 1. mahmud, 3. ahmed, asi, mustafa armağan, osmanlı, Osmanlı'nın Kayıp Atlası, Tarih, yavuz sultan selim, yeniçeri
En Son Yorumlar